Savaşı kutsamak gibi bir amacım yok elbette; ama bundan 95 yıl önce, bu toprakların insanları kahramanca korumuşlar hayatlarını, istikballerini. Bize de minnettar kalmak düşüyor haliyle. Her neyse.
Bu gün biraz daha keyifliyim. Okulun çoğunluğunun kırk beş altı beklediği, en yüksek notun 80 olduğu bir sınavdan altmışlı bir not bekliyorum. Daha fazlasını hak ettiğimi düşünüyordum gerçi, önümüzdeki sınavlara bakacağız artık.
Okuldan döndüğümde apartmana girerken, hatırlarsın apartmanın iki yanı iki küçük bahçeydi ve bir erik ağacımız vardı bizim, erik ağacında çiçekler açtığını görüp uzun uzun kokladım yaklaşan baharı. Uzun süredir böyle bir şey yapmayacak kadar kabız olduğumu fark edip gülerek girdim sonra da evime.
Düzenli bir insan olmaya başlıyorum iyice. Ortalığı toplayıp biraz bilgisayar başında takıldım, yarın Akok ve Tunç bize gelecek, Akok bizde kalacak da gece izleyelim diye film indirdim(The Boondock Saints 1-2). Geçen gün de Jefferson Airplane diskografisi indirmiştim, dinlerken albüm kapaklarına baktım falan. Annem gelecek sene için de dersaneme kayıt yaptırmaya gitmişti, geldi. Tamam paralı eğitim, boktan sınav sistemi falan da seviyorum dersane ortamını. Okuldan daha çok hem de. Bayağı. Koptuk konudan, n'apıyorum demiştim? Hah Jefferson Airplane çok güzel grup, dinlendikçe de güzelleşiyor.
Bir süre aradan sonra saksafon çalışmaya başladım tekrar bu gün. Sasha çok güzel bir enstürman; ama benim kondisyonum yerlerde süründüğünden yoruluyorum bolca, zor geçiyor şimdilik çalışmalarımız. Bu gün It's only love'ı çıkarıp çaldım, keyifli geldi. Yavaş ama. Bu arada söylemeyi unuttum bak. Okulum İtalya'da bir okulla yazışıyormuş, kardeş okul olayları, bilirsin. Böyle Türk müziği vs. İtalyan müziği muhabbetine girip, karşılıklı öğrenci yollayacaklarmış. Hocalarımdan biri bana da söyledi işte falan. Kıvırabilirsek bana bir yol görünüyor olacak.
Bir de Hazelle konuştum bu gün bir saat kadar. Sohbetlerimiz keyifli geçiyor. Son bir ayda uğradığım düşünsel değişimden gerçek anlamda memnun olan tek kişi o sanırım, ben de seçtiğim yolun takdir edilmesinden memnunum. Alan memnun yani, satan memnun. İdil ise; klasik romantik, idealist ve heyecanlı Barış'ın yerine, Varoluşçu-nihilist, pasifist bir değişim içinde olmamdan pek memnun değil sanırım. Olsun, ben kızmıyorum ona, o da yargılamıyor beni. Bu yüzden en çok ona dert yanıyorum buralarda. O olmasa işler daha da sarpa sarardı hem. Arada birilerinin yanlış yapıyosun demesi, hayat kurtarabiliyor.
Kime okutsam beğeniliyor yazdıklarım. Özellikle şiirde tekdüzeliğimi kırmaya başladım sanırım. İnsanların beğenisi, bir kibarlık usulü değilse, sevinmenin, övünç duymanın tam sırası sanırım. Daha da iyisi, yazmanın, daha çok yazmanın!
Yarın coğrafya sınavım var, Türkiye'nin 1980 sonrası ekonomik politikalarını soracaklar bana, onlara dönmem gerek. Sınavlarım tam gaz devam ediyor, sanmıştım ki, etmiyormuş. Haftaya boş, 2. yarısı bir sonraki hafta- imiş. Bu kadar da takip ediyorum okulumu işte.
Gelecek günlerde daha çok şey anlatabilme ümidi ile,
Barış.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder